Kış Gezisi Part II - Chamonix
Tatilimizin bu bölümünde Alp Dağları'nın zirvesi olan Mont Blanc'ın eteklerindeydik.
Bir önceki yazıda bahsettiğim Annecy’de geçirdiğimiz iki günün ardından otobüsle Fransa’nın Chamonix beldesine geçtik. BlaBlaCar firmasının otobüsüyle 90 dakikada vardık. Önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var. Biletler kişi başı 400-500 TL civarında.
Chamonix doğada vakit geçirmeyi sevenler için çok uygun. Dağcılık, kayak, rafting, yamaç paraşütü, aklınıza ne gelirse. Annecy’ye göre burada vakit geçirmek için daha çok şey var, o yüzden üç günlük bir ziyaret planladık.
Geniş bir vadide yer alan büyük bir düzlüğe kurulu. İçinden akan ve şehri ikiye ayıran bir dere var. Derenin güney tarafı daha yüksek tepelerin olduğu bölge. Bu taraftan teleferikle 3800 metre yükseklikteki Aiguille du Midi tepesine çıkılabiliyor. 4800 metrelik zirve olan Mont Blanc da bu tarafta yer alıyor.
Derenin kuzey tarafında, fotoğrafın solunda, Le Brevent tepesi ve orada yer alan kayak tesisleri bulunuyor. Şehre vardığımız gibi eşyalarımızı otele bırakıp Le Brevent’a çıkan teleferiklerin kalktığı noktaya gittik. Saat dört civarı artık son teleferik seferleri yapılıyor. Ara istasyona giden son sefere bindik, ama maalesef zirveye çıkan teleferiğe yetişemedik. Yine de güzeldi. Açık bir hava vardı ve Chamonix’yi tüm detaylarıyla tepeden izledik.
İlk akşam, helal sertifikalı bir Hint restoranında yemek yedik. Zaten başka da helal restoran göremedik. Ama diğer restoranlarda vejeteryan seçenekler çok, o yüzden problem olmuyor. Yemekler yine lezzetliydi. Bir öğün yemek için fiyatlar kişi başı 30 euro civarında.
Chamonix’de toplu taşıma araçlarını kullanmak pek gerekmiyor. Ufak bir yer ve düzlük olduğundan merkez bölgede yürüyerek gezebiliyorsunuz. Ama ihtiyaç duyarsanız da sık seferlerle kayak merkezlerine gidip gelen belediye otobüsleri var. Bunlar için bilet almanız gerekiyor. Eğer kayak merkezine giriş kartı alırsanız, otobüsleri ücretsiz kullanabiliyorsunuz.
Şehirdeki ikinci günümüzü kayak yapmaya ayırdık. Sağolsun otelin resepsiyonundaki görevli bizim için ESF adındaki kayak okulundan özel ders ayarladı. Derslerin saatlik ücreti 70 euro civarında. Ailecek alabiliyorsunuz. Hayatımızda ilk kez kayak yapacağımız için işi bilen birinden ders alalım dedik. İyi ki de almışız, kendi kendine öğrenilecek bir şeye benzemiyor.
Kayak için diğer harcamalar: kişi başı 30 euroluk kayak merkezi kullanım ücreti ve yine yaklaşık 30 euro tutan ekipman kiralama.
Chamonix’de başlangıç seviyesindekiler için en uygun kayak merkezi Les Planards. Bizim ders de buradaydı. Nispeten tenha bir yer ve konforlu. Restoran, kafe vb. tesisler bulunuyor. Kayak pistindeki karlar suni olarak yapılmıştı. Biz gittiğimizde şehirde kar yoktu.
Gelelim günün sonuna. Kayak zaten yorucu bir spor. Bir de biz kayak takımlarını ucuz olsun diye dışarıda kiralayıp onca ağırlık ve o rahatsız botlarla kayak merkezine gidip gelince yorgunluktan canımız çıktı. O gün erkenden yatıp uyuduk.
Kayak konusunu kapatmadan önce birkaç tespit ve tavsiyem var:
Kayakları, kayak botlarını, batonları, kaskları vb. araç gereçleri kayak merkezine mümkün olan en yakın yerden kiralayın. Taşımak çok büyük eziyet.
Mümkünse kayak botlarını hemen giymeyin, kendi ayakkabınızla kayak merkezine gelip ayakkabılarınızı orada bir dolaba kilitleyin. Diğer türlü, bizim gibi kayak botlarıyla yolda yürümekten ayaklarınız mahvolur.
İki veya üç saat ders fazlasıyla yeterli. Biz dört saat aldık, sonlara doğru dizlerimiz tutmamaya başladı. Çok yorucu.
Uygun kıyafetler giyin. Su tutmayan kayak pantolonu ve kayak montu konforunuzu artırır. Ben inat edip kendi paltomla kaymıştım, hem içten terleyerek hem de dıştan yere düştükçe sırılsıklam oldum.
Sakın ben bu işi kaptım diye gaza gelip riskli işler yapmayın. Bir yerinizi kırabilir veya dizlerinizin bağını falan yırtabilirsiniz. Efendi efendi kayın. Tatil yerinde bir de hastane işleriyle uğraşmak zorunda kalmayın.
Kaç yaşında olursanız olun deneyebilirsiniz, göründüğü kadar zor değil. Biz sıfır kayak bilgisiyle dersin ilk saatinin sonlarına doğru basit pistte kaymaya başlamıştık.
Chamonix’deki son günümüzde Montenvers trenine binip yakındaki bir buzul mağarasına gittik. Bu tren yarım saatte bir kalkıyor ve Mer de Glace’a yani buzulların olduğu yere gidiyor. Oradan da bir teleferikle buzulların yanına iniliyor. Buraya gitmenizi tavsiye ederim, inanılmaz manzaralar var. Koca dağların arasında pek güneş almayan bir yerde bulunuyor. Denizdeki dalgalar gibi görünüyor, 7.5 km uzunluğunda 200 metre derinliğinde bir buzul.


Buzul mağarasına inmek isterseniz, tren + teleferik gidiş geliş toplam 40 euro civarı tutuyor. Mağaraya inişte çok merdiven var, asansör yok maalesef. Dönüş yorucu oluyor, sağlık ve yorgunluk durumunuza göre karar verin. Eğer buzul mağarasına inmeyecekseniz daha ucuz olan bileti alıp sadece treni kullanabilirsiniz. Biletler tren istasyonunda satılıyor. Trende gidiş istikametinde sol tarafa oturursanız daha çok manzara var.
Buzul ziyaretinden sonra şehre döndük. Tren istasyonu kayak yaptığımız Les Planards’ın yanında bulunuyor. Kayarken rollercoaster tarzı bir oyuncak görmüştük, ona binmek için tekrar tesise girdik. İki kişi veya tek kişi binebiliyorsunuz. Hızı da fena değil, iki tur bindik. Bir turun fiyatı 10 euro. Çocukların çok seveceği bir oyuncak.
Üçüncü günün sonunda şiddetli kar yağışı başladı ve sabah uyandığımızda her taraf bembeyazdı. Online rezervasyon yaptırdığımız otobüs otelin hemen yanından kalkıyordu. Chamonix’ye karlı bir günde veda edip Cenevre’ye geçtik. Cenevre’nin detayları da bir sonraki yazıda inşallah.




