İki Gölün Arasında - Interlaken
Dağlara yaklaştıkça artanlar: sessizlik, hava kalitesi, soğuk ve hayranlık
İlk durak olan Luzern’den sonra, İsviçre gezimizin ikinci kısmı dağlara doğru biraz daha sokulduğumuz Interlaken oldu. Panoramik camlı güzel bir trenle iki saatte, 16:00 civarı Interlaken'e vardık. Tren yine bomboştu.
Interlaken “göller arasında” demek. Bir tarafında Brienz, diğer tarafında ise Thun Gölü var.
İlk Gün
İstasyona oldukça yakın ufak bir otelde kaldık. Otele yerleştikten sonra kasabayı keşfetmeye çıktık. Küçük bir yer, nüfusu 6000 civarında. Hediyelik eşya dükkanlarını gezdik, bir şeyler yedik ve otele döndük.
Otelin girişinde, misafirlerin dışarıdan getirdikleri yiyecek/içecekleri tüketebilecekleri güzel ve geniş bir salon vardı. Ayrıca ufak bir mutfak da bulunuyordu ve buradan çeşitli bitki çayları, kahve vb. sıcak içecekleri ücretsiz olarak kendiniz alabiliyordunuz. Akşamları burada çay içip marketten aldığımız atıştırmalıkları yedik ve dinlendik.
İkinci Gün, Jungfrau Dağı
Interlaken'deki ikinci gün, 4158 metre yükseklikteki Jungfrau Dağı'na çıkmak üzere yola çıktık. Buraya çıkan iki yol var, ya Grindelwald köyünden teleferikle gelebilirsiniz (bu en hızlı yol) ya da Lauterbrunnen köyü üzerinden trenle. Biz çıkarken tren kullandık o yüzden Lauterbrunnen tarafından geldik. Çok iyi bir tercih yapmışız, çünkü buradaki tren yolu çok güzel ve yolculuk boyunca lapa lapa kar yağdı.
Nasıl gelirseniz gelin, Eigergletscher istasyonuna varınca o noktadan sonra ulaşım özel bir trenle yapılıyor. Bu son trenin pek bir güzelliği yok, dağın içindeki tünelden gidiyor. Ama elbette mühendislik olarak oldukça etkileyici bir yol, o yükseklikte böyle bir tren yolu yapabilmeleri dikkate şayan. Jungfrau Bahn adındaki bu yol 1912 yılında kullanıma açılmış ve Avrupa'nın en yüksek tren yolu. Sizi 2000 metredeki ilk istasyondan alıp 3450 metredeki Jungfraujoch istasyonuna kadar çıkarıyor. Dağın 4000 metredeki zirvesine çıkan bir yol yok, dağcı değilseniz uzaktan izlemekle yetiniyorsunuz. 3450 metre bile beni zorlamaya yetti, nefes darlığı ve baş dönmesi başladı.
Jungfrau'daki tesislerde bir-iki saat oyalanabileceğiniz çeşitli bölümler var. Girişten itibaren sizi yönlendiren tabelalar bulunuyor, biz de tabelaları takip edip tüm görülecek yerleri gördük. En güzeli, bir buzul mağarasının içinde dolaşmaktı. Bu mağarada buzdan çeşitli heykeller yapmışlar.
Tesislerin restoran kısmının üstünde yine bir Lindt çikolata mağazası vardı. Girip şöyle bir baktık ki bazı ürünlerde %50 indirim varmış. Hemen birkaç paket çikolata aldık :) Tesislerden dışarıya çıkabildiğiniz bir bölüm de var. Çıktık ama beş dakikadan fazla duramadık dışarıda, 3500 metrede kar fırtınasının içinde durmak kolay değil.
Dönüşte Grindelwald üzerinden dönmek için teleferik yolunu tercih ettik. Jungfrau Dağı’nda kızakla kayabileceğimiz uygun bir yer yoktu. Saat henüz 15:00 civarı olduğundan, biraz daha oyalanmak için vaktimiz vardı. Grindelwald istasyonunda görevliye kızakla kaymak için en ideal neresi var diye sorunca, Mannlichen'e çıkabileceğimizi söyledi. Biz de biletleri aldık ve atladık teleferiğe.
Mannlichen'de güzel kayak pistleri ve büyük bir Intersport mağazası var. Intersport mağazasından kızak kiralayacaktık fakat maalesef o saatten sonra kızak vermiyorlarmış. Dönüş için de son teleferik 16:30'daymış. Oradaki büfede birer sıcak çikolata içip son teleferiğe atlayıp Grindelwald'a döndük.
Üçüncü Gün, Gstaad
Interlaken'deki üçüncü günümüzde hedefimiz Glacier 3000'e çıkmak ve 3000 metre yüksekte iki tepenin arasında uzanan asma köprüden geçmekti. Sabah erkenden trene atladık ve Gstaad köyüne vardık. Buradan otobüsle yaklaşık yarım saat giderek Glacier 3000'e çıkan teleferik istasyonuna geldik. Fakat maalesef şiddetli rüzgarlar sebebiyle teleferik kapalıymış.
Onca yol gelip yukarı çıkamayınca moralimiz biraz bozuldu. Bize de bir ders oldu, bir yere gitmeden önce web sitelerinden açık mı kapalı mı diye bakıp ona göre hareket etmek gerekiyormuş. Dönüşte Gstaad’da biraz oyalanalım dedik ve köye hayran kaldık. Sokaklarında dolaştık ve bir restoranda karnımızı doyurduk. Daha sonra da hayatımızda ilk kez buz pateni denedik, tabii pek beceremedik.
Akşam Interlaken'e döndük ve odamızı toparlamaya başladık. Ertesi gün bir sonraki durağımız olan Zermatt'a doğru giden trene atladık. Böylelikle İsviçre gezimizin yarısını bitirmiş olduk.















